R: Josefstraße taken from Janina’s Grandma’s window in 1991; L: By Maria Hupach-Albrecht

İki Ülkenin Hikâyesi: I. Bölüm

Doğu ve Batı Almanya arasında algılanan farklılıklar, yalnızca İkinci Dünya Savaşı'ndan sonraki ayrılığa değil, aynı zamanda iki Almanya’nın Birleşmesini izleyen olaylara da dayanmaktadır. Birlik takdire şayan bir hedef olsa da, farklılıkları kabul etmek bir şeylerin değerini daha iyi anlamamızı sağlayabilir.
Germany, Western Europe

Hikâyenin yazarı: Janina Cymborski. Çeviren: Tuğçe Atacı
Yayınlanma tarihi: December 19, 2020.

Bu hikâye şu dillerde de mevcut: GB br de es it kr ru



İki tür Alman vardır: Ossis (Doğulular) ve Wessis (Batılılar). 1990'daki Alman Birleşmesi iki ayrı Almanya'yı sona erdirdi, ancak kırk yıllık ayrılık, özellikle doğu bölgesinde bir iz bıraktı. Benim de aralarında bulunduğum Ossis, Demokratik Alman Cumhuriyeti'nin vatandaşlarıydı ve bugün toplam Alman nüfusunun yaklaşık yüzde 15'ini oluşturuyor. Ancak günümüzde elit pozisyonların yüzde 2'sine bile sahip değil.[1] Bireysel servetleri Wessis'in yarısından az ve işsizlik oranları ise Wessis’ten daha yüksek. Bu farklılıklar İkinci Dünya Savaşı’nın sonundan beri devam etmekte. İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda Batı Almanya batılı demokratik siyasi ve ekonomik ittifaka dâhil edildi fakat Demokratik Alman Cumhuriyeti demir perdenin arkasında otokratik bir komünist rejime bırakıldı. “Duvar çöktüğünde” (Almanya'da aynı böyle betimliyoruz sanki bir şekilde kendi kendine yok olmuş gibi) Doğu Almanya'nın pek çok bölgesi savaş daha yeni bitmiş gibi görünüyordu.

Birleşmeden birkaç yıl önce doğdum. Çocukken ideolojileri veya milliyetleri pek önemsemiyordum. Dolayısıyla, 1990'da, 7 yaşındayken, doğunun ve batının birleştiği Federal Almanya Cumhuriyeti'nin vatandaşı olduğumda da pek umursamamıştım. Çevremdeki her şey son derece değişti. Büyüdüğüm küçük Gräfenhainichen şehri 90'ların ortalarında terk edilmiş gibiydi. Dükkânlar ve fabrikalar kapandı. Her yıl yüzlerce genç şehri terk ediyordu. Para bir sorun haline geldi. İşsizlik aileme uzun bir süre eşlik etti, oysa Demokratik Alman Cumhuriyeti'nde işsizlik yoktu ve para hiçbir zaman sorun olmamıştı.[2] Büyürken şehrin yavaş yavaş ölmesini izledim. Ama benim açımdan işler hep böyle yürüyordu.

Bilmeden de olsa tarihe tanıklık ediyordum. Bilinçsizce, tüm değişikliklere yavaş yavaş adapte olmuştum. Değişiklikleri asla sorgulamadım çünkü ölmekte olan bu dünya bildiğim tek dünyaydı. Daha sonra etrafımda neler olup bittiğinin farkına vardım: bir ülkenin diğer bir ülkeye politik olarak dâhil edilmesi. Kapitalizm için dev bir adım. Treuhand [3] politikası kapsamında, Ossis'in geleceği pahasına Demokratik Alman Cumhuriyeti varlıklarının radikal bir şekilde satılmasına yol açacak şekilde emlak anlaşmaları yapıldı, fabrikalar kapatıldı ve rekabet ortadan kaldırıldı [4]. Almanya'daki ilk başarılı devrim olan görkemli 1989 devrimi, ironik bir şekilde Ossisleri kenara çekilip Batılı elitlerin tarihini yazmasını izlemeye mahkûm işsiz zavallılara dönüştürdü. Kapitalizmin nasıl işlediği konusunda dersimi almıştım.

Benim için bu dünyada, hayatın para kazanmak ve geçinmek için sürekli mücadele etmekten başka bir şey olmadığı netlik kazanmıştı. Tek ayakla maraton koşmak gibiydi ve gerçekten yetişme şansım yokmuş gibi hissediyordum. Annem ve babam en iyi yıllarını demir perdenin arkasında geçirdi. Beş para etmez özgeçmişleri, alay edilen lehçeleri ve başkalarının onları kandırmayacağına güvenmek gibi boş değerleriyle yeni bir sisteme dâhil oldular. Demokratik Alman Cumhuriyeti’ndeki birçok kadın gibi, annem de güvenceli bir işi varken işsiz kalmıştı. Babam bazen biri hafta içi diğeri hafta sonu olmak üzere iki işte çalıştı. Doğu kısmında iş olmadığı için Batı Almanya'da inşaatta çalışmaya başlayınca bizden her ayrıldığında ağladım. Ve bu ayrılıkların en kötü yanı, onun da ağladığını bilmekti. 90'larda Doğu Almanya'da büyümek işte böyleydi.

Janina'nın hikâyesinin II. bölümüne buradan ulaşabilirsiniz.


Dipnotlar

[1] Bir araştırma, duvarın yıkılışından 25 yıl sonra adalet, ekonomi, siyaset ve idare, ordu ve medyadaki seçkin konumların orantısız bir şekilde, hatta Almanya’nın doğu kesiminde bile Batı Almanlar’ın elinde olduğunu gösteriyor. Daha fazla bilgi için: Bluhm, Michael / Jacobs, Olaf (2016): Wer beherrscht den Osten? Ostdeutsche Eliten ein Vierteljahrhundert nach der deutschen Wiedervereinigung, Leipzig: Universität Leipzig, Institut für Kommunikations- und Medienwissenschaft.

[2] Sosyalist hükümet Doğu Almanya'da uygun fiyatlı yaşam, ücretsiz çocuk ve sağlık bakımı, ücretsiz eğitim ve istihdam gibi yüksek düzeyde sosyal güvenlik sağlıyordu.

[3] Treuhand, ilk olarak Demokratik Almanya Cumhuriyeti’nin ulusal zenginliği güvence altına almak için tasarladığı bir politikaydı, çünkü kısa bir süre sonra Demokratik Almanya Cumhuriyeti’nin Federal Cumhuriyet'e dâhil edileceği kesinleşmişti. Birleşmeden sonra (3 Ekim 1990) Treuhand, çoğunlukla özelleştirme için can atan Batı Almanlar tarafından yönetildi. Bu, eski Demokratik Alman Cumhuriyeti'nin birkaç yıl içinde tümüyle sanayisizleşmesine yol açtı ve bu da yeniden inşaa etmeye, modernleştirmeye ve sürdürmeye değil, daha çok tasfiyeye odaklıydı. Bu durum kitlesel işsizliğe yol açtı. Doğu Almanların yüzde 80'i işini geçici veya kalıcı olarak kaybetti. 1991'de açlık grevleri, gösteriler ve Treuhand başkanı Detlef Karsten Rohwedder'in suikastiyle eski Demokratik Almanya Cumhuriyeti’nde kitlesel protestolar patlak verdi. Daha fazla bilgi için: Roesler, Jorg (1994). Privatisation in Eastern Germany —Experience with the Treuhand. Europe-Asia Studies 46(3): 505-517.

[4] 1992 yılında, Doğu Almanya'daki bir şirket dünyanın ilk CFC'siz buzdolabını geliştirdi. Batı'dan gelen şantaj nedeniyle fabrika Treuhand tarafından kapatılmak zorunda kaldı. Bu ürün daha sonra Batı Almanya'da üretildi. Rekabeti ortadan kaldırmak için uygulanan olağan yöntem, Demokratik Almanya Cumhuriyeti’ne ait bir ulusal şirketin hizmet vermediğini ilan etmek, değerini düşürmek, ucuza satın almak ve satmak olacaktı.


Bu hikâye size ne hissettirdi?

Follow-up

Do you have any questions after reading this story? Do you want to follow-up on what you've just read? Get in touch with our team to learn more! Send an email to
[email protected].

Bu hikâye hakkında yorum yapın

Please enable cookies to view the comments powered by Disqus.

Share your story

Every story we share is another perspective on a complex topic like migration, gender and sexuality or liberation. We believe that these personal stories are important to better understand what's going on in our globalised society - and to better understand each other. That's because we are convinced that the more we understand about each other, the easier it will be for us to really talk to one another, to get closer - and to maybe find solutions for the issues that affect us all. 

Do you want to share your story? Then have a look here for more info.

Share Your Story

Haber bültenimize üye olun

Haber bültenimize üye olarak Correspondents of the World platformundaki yeni hikâyelerden haberdar olun:

* indicates required

Bizi sosyal medyada takip edin

Janina Cymborski

Janina Cymborski

Born in East Germany, I still live here, enjoying the freedom of an unconventional life I did not really plan on having. After college, I worked in the travel industry in various positions in sales and at one point I decided that it was not enough. I quit and went back to university. I will be doing my master’s degree in political science hopefully next year and apart from that engage in various activities. I learn Arabic and vice versa support others learning German. I volunteer for different projects, both here in Leipzig and Europe-wide. I lack money, sometimes employment, and certainly I could have chosen an easier path. But so be it. I obviously took the road less travelled  and I hope it will one day make all the difference. As Rosa Luxemburg put it: Those who do not move, do not notice their chains.

Diğer Türkçe hikâyeler




Tümünü göster

Projemize siz de katılın

Correspondents of the World ile, gün geçtikçe küçülen ancak bir şekilde insanları birbirinden uzaklaştıran bir dünyada birbirimizi daha iyi anlamak adına adımlar atmak istiyoruz. Yanlış anlaşılmaların ve gereksiz yere hararetli tartışmaların ortaya çıkmasının en önemli nedenlerinden biri her birimizin küresel sorunlardan farklı şekilde etkilendiğini gerçekten anlayamamamızdan kaynaklanıyor.

Amacımız paylaştığımız bireysel hikâyelerle bunu değiştirmek

Hikâyenizi Paylaşın

Dünya Çapında Bir Topluluk

Correspondents of the World sadece bu web sitesinden ibaret değil; aynı zamanda dünyanın her yerinden gelen büyük bir insan topluluğundan oluşuyor. Yüz yüze görüşmeler şu anda mümkün olmasa da, Facebook Grubumuz Correspondents of the World'e katkıda bulunan diğer insanlarla tanışmak için EN DOĞRU yer. Şu anda birbirimizi daha iyi tanımak için bir dizi online görüşmeler organize ediyoruz.

Topluluğumuza Siz de Katılın

BU TEMAYI KEŞFEDİN Liberation

Global Issues Through Local Eyes

We are Correspondents of the World, an online platform where people from all over the world share their personal stories in relation to global development. We try to collect stories from people of all ages and genders, people with different social and religious backgrounds and people with all kinds of political opinions in order to get a fuller picture of what is going on behind the big news.

Our Correspondents

At Correspondents of the World we invite everyone to share their own story. This means we don't have professional writers or skilled interviewers. We believe that this approach offers a whole new perspective on topics we normally only read about in the news - if at all. If you would like to share your story, you can find more info here.

Share Your Story

Our Editors

We acknowledge that the stories we collect will necessarily be biased. But so is news. Believing in the power of the narrative, our growing team of awesome editors helps correspondents to make sure that their story is strictly about their personal experience - and let that speak for itself.

Become an Editor

Vision

At Correspondents of the World, we want to contribute to a better understanding of one another in a world that seems to get smaller by the day - but somehow neglects to bring people closer together as well. We think that one of the most frequent reasons for misunderstanding and unnecessarily heated debates is that we don't really understand how each of us is affected differently by global issues.

Our aim is to change that with every personal story we share.

View Our Full Vision & Mission Statement

Topics

We believe in quality over quantity. To give ourselves a focus, we started out to collect personal stories that relate to our correspondents' experiences with six different global topics. However, these topics were selected to increase the likelihood that the stories of different correspondents will cover the same issues and therefore illuminate these issues from different perspectives - and not to exclude any stories. If you have a personal story relating to a global issue that's not covered by our topics, please still reach out to us! We definitely have some blind spots and are happy to revise our focus and introduce new topics at any point in time. 

Environment

Discussions about the environment often center on grim, impersonal figures. Among the numbers and warnings, it is easy to forget that all of these statistics actually also affect us - in very different ways. We believe that in order to understand the immensity of environmental topics and global climate change, we need the personal stories of our correspondents.

Gender and Sexuality

Gender is the assumption of a "normal". Unmet expectations of what is normal are a world-wide cause for violence. We hope that the stories of our correspondents will help us to better understand the effects of global developments related to gender and sexuality, and to reveal outdated concepts that have been reinforced for centuries.

Migration

Our correspondents write about migration because it is a deeply personal topic that is often dehumanized. People quickly become foreigners, refugees - a "they". But: we have always been migrating, and we always will. For millions of different reasons. By sharing personal stories about migration, we hope to re-humanize this global topic.

Liberation

We want to support the demand for justice by spotlighting the personal stories of people who seek liberation in all its different forms. Our correspondents share their individual experiences in creating equality. We hope that for some this will be an encouragement to continue their own struggle against inequality and oppression - and for some an encouragement to get involved.

Education

Education is the newest addition to our themes. We believe that education, not only formal but also informal, is one of the core aspects of just and equal society as well as social change. Our correspondents share their experiences and confrontations about educational inequalities, accessibility issues and influence of societal norms and structures. 

Corona Virus

2020 is a year different from others before - not least because of the Corona pandemic. The worldwide spread of a highly contagious virus is something that affects all of us in very different ways. To get a better picture of how the pandemic's plethora of explicit and implicit consequences influences our everyday life, we share lockdown stories from correspondents all over the world.

Growing Fast

Although we started just over a year ago, Correspondents of the World has a quickly growing community of correspondents - and a dedicated team of editors, translators and country managers.

94

Correspondents

113

Stories

57

Countries

433

Translations

Contact

Correspondents of the World is as much a community as an online platform. Please feel free to contact us for whatever reason!

Message Us

Message on WhatsApp

Call Us

Joost: +31 6 30273938